Assassin’s Creed IV: Black Flag Resynced İnceleme
Assassin’s Creed IV: Black Flag Resynced İnceleme yazımızla, yenilenen akıcı deniz savaşlarına ve genişleyen macera yapısına taze bir bakış sunuyoruz.
Ubisoft’un Assassin’s Creed oyunlarına karşı hep orta seviyede bir ilgim olmuştu. Yayınlanan ilk üç oyunu keyifle oynamış ama Prince of Persia serisini durduğu için de biraz kötü gözle bakmıştım. İstanbul’da geçen Revelations ile biraz sıkılmaya başlamış, 3. oyunu ise getirdiği yeniliklere (ve oyunun ilk kısmındaki şahane twistine) rağmen sıkılmış bitirecek kadar oynayamamıştım. Fakat çoğu insanın olduğu gibi benim de zayıf bir noktam var ve korsan temasına hayır demem mümkün değil. Black Flag zamanında 7. nesil konsollar için yayınlanmış ve ardından 8. nesil için çıkış isimlerinden biri olarak da adını bolca duyurmuştu. Şimdi seriye Assassin’s Creed IV: Black Flag Resynced ile yeniden dönüyoruz, bakalım bizi neler bekliyor.
Assassin’s Creed IV: Black Flag Resynced İnceleme: Kara Bayrağı Dalgalandırın Baylar!
Hem serinin en sevdiğim karakteri hem de en tırt Assassin olma hikayesine sahip olan Edward Kenway ile maceramıza başlıyoruz. Eşine daha iyi bir hayat sunmak amacıyla devlet destekli korsan (privateer) olarak açık denizlere açılan Edward, Havana tarafında yelken açmışken kapıldıkları fırtına sırasında farklı bir gemi ve o gemideki suikastçi ile karşılaşıyor. Ukala ve aşağılayıcı tona sahip olan Duncan Walpole ile karşılaşmaları sonucu Walpole ölüyor ve Edward suikastçinin taşıdığı değerli bilgiler karşılığında hızla para kazanabileceğini düşünerek onun kıyafetlerini ve kimliğini alıyor.

Aslında dönek bir ajan olmaya karar veren Walpole’un suikastçilerin bilgilerini Templar grubuna satıp onlardan biri olmaya karar verdiğini görüyoruz. Ayrıca Observatory adında bir mekanın varlığını, buraya girmek için bir adam bulmamız gerektiğini ve kısa süre sonra da Assassin’lerin peşimizde olduğunu öğreniyoruz. Bir olay öbürünü kovalıyor, tutuklanıyoruz, kurtuluyoruz, kendi gemimizi çalıyoruz ve açık denizlerde devletler – korsanlar – tapınakçılar – suikastçiler arasındaki büyük mücadelenin ortasında zengin olma mücadelemiz başlıyor.

Assassin’s Creed IV: Black Flag Resynced, orijinal oyunun hem ana hikayesine hem de Animus kısımlarına el atmış ve ortaya daha rafine bir sonuç çıkmış. Normalde yeni sanal gerçeklik gözlüğünü denemek, bu yüzden zaman zaman gerçek dünyaya dönüp çeşitli işlemler yapmak falan yok artık. Oyun temposuna etkisi pek iyi olmayan görevlerdi ama konunun bir de modern dünya kısmı olmasını seviyordum. O bölümleri sallapati yapmaları kötü oluyordu ama hiç yapmamaları da biraz üzmedi değil. Yine de akıcılık açısından çok iyi olmuş. Sadece eskisinde “dur bakalım yeni gözlükle denersin” denen bölümlerin burada görünmez duvar varmış gibi davranması durumu göze batıyor.

En başta Edward’a en tırt suikastçi olma hikayesi dememin sebebi tamamen hikayeye girişimiz yüzünden. Edward hatırı sayılır bir korsan olsa da sırf kapşonu taktı diye bütün yetenekleri elde etmesi kısmı bana 13 sene önce de garip gelmişti, şimdi de garip geliyor. Hele o hikayenin en başındaki “Hadi amcalara bi suikast nasıl yapılırmış ot yığını içinden göster” kısmı hala daha komik. Leap of Faith olayına hiç girmek bile istemiyorum. Aslında suikastçi olma hikayesi burası değil, oyun boyunca yaşadıkları olarak düşününce gerçekten güzel bir karakter ama işte, insan görmezden gelemiyor.

Sonuç olarak hikaye güzel, zaten Edward benim Ezio’dan bile fazla sevdiğim tek AC ana karakteri. O gıcık çok bilmiş karakterin hikaye boyu gelişimini görmek, etkileyici yan karakterler ile tanışmak falan çok keyifli. Ha yan karakterlerin genel olay örgüsü de tıpkı Edward’ın suikastçi yeteneklerini kapmasına benzer damdan düşer gibi oluyor ama olsun. Buna rağmen hikayesi tecrübe etmeye değer, yan görevleri ise bazen fazla uzasa bile güzel yazılmış bir oyun var elimizde. Modern dünyayı çok dibe çekmişler ama bunu yan karakter hikayeleri ile gayet güzel telafi etmişler. Orijinal oyunda içinizde kalan bir olay varsa onu bile burada halledebilirsiniz, o kadar diyeyim.
Eskisi ile Resynced Arasındaki Farklar Ne?
Assassin’s Creed IV: Black Flag Resynced adını görünce akla “Remake’mi yoksa Remaster mı bu? Ben bu oyuna neden yine para vereyim, neler değişmiş?” soruları geliyor. Sadece grafikleri güncelleyip geçtiler mi yoksa ekstra şeyler eklediler mi? Hikaye tarafında biraz bahsettik gerçi ama oynanış kısmında da bir sürü yenilik içeren oyunun oynanışını inceleyelim.

Resynced ile birlikte parkur mekanikleri biraz elden geçirilmiş ve güzelleşmiş. Karakterin hareketleri eskisi kadar hantal değil ve tırmanmak istediğiniz yere biraz daha rahat ulaşabiliyorsunuz. Ama düzelmiş dediysem muhteşem bir şey beklemeyin, hala daha dümdüz bayrak direğine tırmanırken bir kademe yukarı zıplasın diye yukarı basarak zıplamasını söylediğim karakter kendini aşağıdaki savaşan korsanların arasına bırakabiliyor. Ben hala Unity kadar keyifli ve işe yarar bir parkur sistemi gelmemesine şaşırıyorum.

Dövüş mekanikleri de elden geçirilmiş ve dönemin modasına uygun bazı gereksiz eklentiler kaldırılmış. Dövüşürken düşman saldırılarını takip ediyor, uygun anlarda blok yapıp karşı saldırılar koyuyor, yeteneklerinizi kullanarak rakibi alt ediyorsunuz. Daha önce düşmanı silahsızlandırma, rakip silahını alıp kendisine karşı kullanma, gizli bıçaklarla saldırı gibi eylemler kalkmış ama dövüş daha akıcı ve seri biçimde gerçekleştiğinden aşırı göze batmıyor. Dönemin “QTA” modasını arkasında bırakmaya karar veren Resynced aslında iyi yapmış ama eskiden birebir mücadele ettiğimiz hayvanlara şimdi parry atmak bir garip geliyor. Ormanda Jaguar bizi ısırmaya çalışıyor biz hayvanın ağzına parry atıyoruz. Yine de dövüşleri sevdim. Çıkarılan mekaniklerin açığını kapamak için de önceden çok geç edindiğimiz bazı eşyaları (ipli ekipman gibi) daha erken almamızı sağlamışlar.

Korsanların olduğu oyunda savaşlar yalnızca karada değil, denizde de mücadeleler yaşıyoruz. Gemimiz Jackdaw ile açık denizlerde yol alırken gözümüze kestirdiğimiz bir gemi olursa paldır küldür saldırabiliyoruz. Yan toplar, ön – arka toplar, patlayıcı variller ve yetmediyse havan topları ile düşmana nefes aldırmadan bombardıman altına alıyoruz. Yeterli hasarı verince gemiyi direkt batırmak yerine borda edip tayfayı indirerek daha fazla kazanç elde edip çeşitli avantajlar sağlayan seçimler yapabiliyoruz.

Gemi savaşlarında rüzgar durumuna göre gemiyi kontrol etmek zorlaşıyor ama normalde de harika manevralar yapabilen bir araç değil. Aldığımız yeni subayların görevlerini tamamlayarak daha etkili hale gelmesini sağlayabiliyoruz ama günün sonunda bütün olay bizim yeteneğimize bağlı. Bu savaşlarda canımı sıkan birkaç şey var. Öncelikle bordalama sistemi o kadar lineer yapılmış ki ben savaşa girmeden düşman gemisine atlayıp tüm düşmanları kessem bile gemiyi ele geçiremeyebiliyorum. Herkes ölüyor ama moralin dibinde bir parça var, git bayrağı kes diyor çıkıyorum ama bayrak kesilmiyor. Tamam o zaman diyip gemiden atlıyorum, tüm tayfa tekrar spawn olup ateş etmeye başlıyor. Borda edip zafer kazandıktan sonra gelen animasyonların da yıllar önceki Sid Meier’s Pirates!’dan farklı olmaması komik geliyor bana, özellikle arka arkaya bir sürü savaşa girip çıkınca.

Deniz savaşlarının bir versiyonu da kale baskınları. Önce denizden kalenin toplarını ve savunmasını aşıyor, bu sırada gelen diğer gemileri tepeliyorsunuz. 3-4 gemi + kale ile kapışırken bir gemiyi borda ederseniz diğerleri kibarca bekliyor saldırmadan. Sonra kapıları açılan kaleye yanaşıp komutanı bulana kadar savaşıyorsunuz ve kale sizin oluyor, bu da harita üzerinden filonuza görev verebileceğiniz yeni alanı açıyor. Aniden çıkan fırtınalardan kaçma, filoları ele geçirme gibi su üstü etkinlikleri de mevcut.Denizde ayrıca zıpkın ile büyük balık avlama ve çan (bildiğiniz çan) ile su altında hazine arama sekansları da var. Deniz etkinlikleri oldukça zengin ve eğlenceli.

Oyun dünyasının en gıcık olduğum görevleri karakterlerin önümüzden yürüyüp durmadan konuştuğu, koşsan yavaş yürüsen hızlı kaldığı sekanslar olsa gerek. Assassin’s Creed serisi ise bu taktiği en çok kullanan oyunlardan birisi. Black Flag Resynced içerisinde de bolca olan bu tarz takip görevleri ise genel olarak çekilebilir halde olsa da sorunları var. Bir tuşla karakteri otomatik takip edebiliyoruz ama bazen NPC yürümekten vazgeçiyor. Ya da karakter duruyor, karşıdan biri gelip tepki verecek ama vermiyor. Muhtemelen benim farklı bir açıdan yürümem sebebiyle trigger noktasını kaçırmam ile yapay zeka duruyor ve kimi zaman yürüyüşün en başından başlamak zorunda kaldığım durumlar oluyor. Düşmanı gizlice takip ederken sağ çatı yerine sol çatıdan gittim diye görev mi bozulur? Bozuluyor. Ama yine de elden geçirilmiş, mesela yürüme aralarına checkpoint koymuşlar, alakasız yerlerden düşman sizi görmüyor, hatta bazen önündeyken bile görmüyor. Ben hala bu sistemin azalarak bitmesi taraftarıyım.
Teknik Kısımlar
Assassin’s Creed IV: Black Flag Resynced’in daha ilk anda beni yakaladığı nokta korsan teması ama ikincisi ise grafikler. Oyun çok güzel gözüküyor! 13 yıl önceki oyun da gayet iyi gözüküyordu tamam ama 13 yıl geçti! Oyun grafikleri günümüze uyum sağlamak adına çok güzel bir şekilde yenilenmiş. Zaten ortamlar çok güzel, bir de grafikler iyi olunca bakmaya doyamıyor insan. Gemide fotoğraf çekmek için kaç kere bir adaya girdim, kaç kere su altında resim çekerken köpek balığı kaptı anlatamam. Karakter modelleri harika, animasyonlar çok güzel ve pürüzsüz, ara sahneler Shadows’dan çok daha güzel gözüküyor ve ışıklandırma efektleri ile çevre şahane gözüküyor..

Performans bakımından da oyun gayet iyi bir iş çıkarıyor. Şu an oyuncuların en büyük şikayeti olan ara sahnelerin 30 fps çalışmasının bir bug yüzünden olduğu ve yakında düzeltileceği de söylendiğine göre şikayet edecek fazla şey yok. Oyun içi yükleme süreleri de çok uzun değil. Black Flag’in ilk PC performansını hatırlıyorum da, keşke konsolda oynasaydım dedirtmişti. Resynced bu açıdan PC kullanıcılarını üzmüyor.

Black Flag görsel anlamda çok komik buglar ile internette bolca eğlenceli paylaşıma konu olmuş bir oyundu. Assassin’s Creed IV: Black Flag Resynced bu geleneği bozmak istememiş sanırım, bazı bugları aynı şekilde görmek mümkün. Mesela ünlü “Flying Dutch” hatası ile karşılaştım. Okyanus ortasında drift atan gemiler gördüm. Gemiyi park edip yüzerek abluka altındaki adaya gittiğimde bir İspanyol gemisi benim gemime saldırdı ama ben içinde olmadığım için hasar veremedi. Savaş halinde olmadığım gemiye çıkıp insanları öldürünce gemiyi ele geçirme görevi tamamlanmadı. Ama en çok güldüğüm görsel bug hızlı zaman geçirme sırasında gerçekleşenler oldu. Oyunda gece gündüz arası geçiş yapmak için zamanı hızlandırabiliyorsunuz ve yanınızdan geçen NPC karakterler oluyor. Bunların arasında iki ayağı üstünde yürüyen köpekler ve T Pose ile geçen insanlar görmek çok komikti. Yani oyunda bug çok ama bir iki quest durduran bug hariç sinir bozucu şeyler değiller.

Teknik kısımda bahsetmem gereken bir şey daha var, geçtiğimiz günlerde oyunu oynarken Ubisoft Connect çöktü. Sunucular ile ilgili bir sorun olsa gerek, o kısmı bilemem ama öğrendiğim şey oyunu internet olmadan oynayamadığım oldu. Hem böyle tek kişilik oyuna online zorunluluğu falan ekliyorlar hem de sonra oyuncular niye şikayet ediyor diye şaşırıyorlar.
Sonuç
Assassin’s Creed IV: Black Flag Resynced göreceli olarak serinin en başarılı oyunu olabilir, benim en sevdiğim oyunu olduğu ise kesin. Hem yeni oyuncuları memnun eder hem de önceden bitirmiş olanları bile başında tutacak kadar yenilik ve içerik sunar. Performansı çok iyi, grafikler çok güzel, içerik doyurucu. Ubisoft bu oyunu temel alan bir denizcilik oyunu yapıp piyasadaki Sea Dogs – Pirates of the Caribbean gibi oyun eksiğini dolduracak bir oyun yapsa çok başarılı olabilir… ya da bilemedim şimdi.

Yıllardır korsan temasını işleyen bir sürü oyun çıkıyor, en düşük bütçeli indie yapımlardan 4A seviyesine kadar yüzlerce oyun olabilir ama benim gönlümde yer etmiş oyun sayısı 5’i geçemiyor. Bu oyunları Monkey Island serisi, Sid Meier’s Pirates!, sonradan Pirates of the Caribbean adıyla çıkan Sea Dogs serisi, Sea of Thieves ve Assassin’s Creed IV: Black Flag olarak sıralayabilirim. Henüz Like A Dragon: Pirate Yakuza in Hawaii oynamadım ama onun da listeye girmesini bekliyorum. Assassin’s Creed IV: Black Flag Resynced ise bu listeye eklenen son oyun oldu. Gerçi orjinaliyle birlikte de anabilirim. Sonuç olarak bu oyunu alın, oynayın ve açık denizlerde harika bir maceranın tadını çıkarın.
Yorumlar (0)
Yorumlar anında yayınlanır. Topluluk kurallarına aykırı içerikler kaldırılır.
Yorum yapmak için giriş yap.
TDCYÜKLENİYOR
Henüz yorum yapılmadı.